Bilimsel araştırmalar, mükemmeliyetçi beklentilere sahip bireylerin estetik bağımlılığına daha yatkın olduğunu ortaya koydu.
İngiliz Plastik Cerrahlar Birliği (BAAPS) sözcüsü Danışman Plastik Cerrah Dr. Gerard Lambe, psikolojik temelli bu takıntının tehlikelerine dikkat çekerek, tekrarlanan ve gereksiz cerrahi taleplerin altında yatan Beden Dismorfik Bozukluğu (BDB) riskine vurgu yaptı.
MÜKEMMELİYETÇİLİK ESTETİK PROSEDÜRLERDE RİSK FAKTÖRÜ OLDU
Son yıllarda küresel çapta artış kaydeden kozmetik cerrahi taleplerinin perde arkası, bilimsel çevrelerde derinlemesine incelendi. Yapılan araştırmalar, bireyin kendine yönelik mükemmeliyetçi beklentileri ve kusursuz bir dış görünüş arayışının, sürekli ve tekrarlanan estetik müdahale bağımlılığına yol açabildiğini gösterdi.
Kanadalı psikologlar Dr. Gordon L. Flett ve Dr. Paul L. Hewitt tarafından yürütülen ve Personality and Individual Differences dergisinde yayımlanan çalışmalar, mükemmeliyetçilik eğilimi gösteren bireylerin estetik cerrahi düşüncesine daha yatkın olduğunu tespit etti. Araştırmacılar, bu kişilerin genellikle kendilerine yönelik eleştirel bir yaklaşıma sahip olduklarını, çevrelerindeki insanların mükemmeliyetçi değerlendirmelerine karşı hassasiyet taşıdıklarını ve bu durumun, vücut hoşnutsuzluğunu ve dolayısıyla cerrahi müdahaleye olan ilgiyi tetikleyebildiğini ifade ettiler. Mükemmeliyetçilerin, diyet veya sporla düzeltilemeyeceklerini düşündükleri fiziksel kusurları “düzeltme” arayışı içinde olduklarına dikkat çekildi.
UZMANLARDAN BDB VE BAĞIMLILIK UYARISI
Estetik bağımlılığı tehlikesi, uluslararası uzmanların da ana gündem maddesi haline geldi. İngiliz Plastik Cerrahlar Birliği (BAAPS) sözcüsü Dr. Gerard Lambe, bu durumun genellikle ciddi bir psikolojik sorunun belirtisi olduğunu belirtti. Dr. Lambe, “Beden dismorfik bozukluğu (BDB), kişinin algılanan veya hafif fiziksel kusurlarla aşırı meşgul olduğu, zayıflatıcı bir psikiyatrik durumdur,” ifadesini kullandı. Uzman, tekrarlanan kozmetik cerrahi girişimlerinin, altta yatan sorunu çözmek yerine, genellikle çarpıtılmış öz algıyı pekiştirdiğini ve kişiyi daha da kötü bir duruma getirebildiğini kaydetti.
Amerikan Bağımlılık Tıbbı Derneği (ASAM) bağımlılığı, “zararlı sonuçlara rağmen devam edebilen zorlayıcı davranışlar” olarak tanımladı. Bu çerçevede, sürekli olarak kozmetik prosedür arayan ve sonuçlardan tatmin olmayan kişilerin estetik cerrahi bağımlılığına sahip olabileceği belirtildi.
CERRAHLARIN ETİK SORUMLULUĞU ÖN PLANDA
Uzmanlar, hastaların bu tür eğilimlerini fark etme konusunda cerrahlara büyük bir etik sorumluluk düştüğünü vurguladı. Dr. Lambe, plastik cerrahları uyararak, “Tekrarlanan gereksiz prosedür talepleri, önceki prosedürlerden duyulan tatminsizlik, gerçek dışı beklentiler ve birden fazla cerraha gitme eğilimi, hastada altta yatan psikolojik bir sorunun kritik uyarı işaretleri olarak kabul edilmelidir,” dedi.
Brezilya’da estetik cerrahinin ruh sağlığı tedavisi olarak görülme eğiliminin yüksek olduğu biliniyor. Brezilyalı sosyolog Dr. Suissa’nın görüşleri, estetik cerrahinin Brezilya’da beden yerine “ruh sağlığı için terapi” olarak konumlandırıldığını ve bu durumun kültürel ve toplumsal etkileşimleri derinlemesine etkilediğini ifade etti. Bu bağlamda, psikolojik faktörlerin estetik cerrahi karar verme sürecindeki rolünün, kültürel ve toplumsal baskılarla birleştiğinde daha karmaşık hale geldiği kaydedildi.
Bilimsel ve etik çevreler, artan talep karşısında cerrahi müdahalelerin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda detaylı bir psikolojik değerlendirme ile yapılması gerektiği ve gereksiz cerrahi taleplerin kesinlikle reddedilmesi gerektiği hususunda fikir birliği oluşturdu.
haber: üç hilal tv
























