Her yıl dünya genelinde yaklaşık 500 bin kadını etkileyen ve vakaların yarısında ölümle sonuçlanan rahim ağzı kanseri, Yaşar Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bir panelde ele alındı.
Uzmanlar, Türkiye’de yılda 2 bin 356 kadına bu hastalığın teşhis edildiğini ve 1.280 kadının yaşamını yitirdiğini belirterek, HPV aşısının rahim ağzı kanserini ortadan kaldırabilecek en güçlü koruyucu yöntem olduğunu vurguladı.
Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, Medicana International İzmir Hastanesi’nin katkılarıyla Yaşar Üniversitesi’nde düzenlenen söyleşide Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mustafa Melih Erkan ile Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, hastalığın hem tıbbi hem de toplumsal yönlerini veriler ışığında değerlendirdi. Uzmanlara göre rahim ağzı kanserine karşı mücadelede en önemli iki unsur tarama ve aşılama. Kansere yol açan HPV’ye (Human Papilloma Virüsü) karşı yapılan aşı sayesinde bağışıklık geliştiğinde, virüs vücutta bulunsa bile kanser oluşumu büyük ölçüde engellenebiliyor. Ayrıca Smear ve HPV testlerinin düzenli yapılması, hücrelerdeki kanserleşmeye giden değişimlerin yaklaşık 15–20 yıl öncesinden fark edilmesini sağlıyor. Uzmanlar, erken dönemde yapılacak küçük müdahalelerin ileride gerekli olabilecek ağır cerrahi işlemleri ve hayati riskleri önleyebileceğini belirtiyor.
“AŞI SAYESİNDE KANSERİ ÖNLEMEK MÜMKÜN”
Panelde konuşan Op. Dr. Mustafa Melih Erkan, rahim ağzı kanserinin dünyada önlenebilir nitelikteki nadir kanser türlerinden biri olduğuna dikkat çekerek şu bilgileri paylaştı:
“Her yıl dünyada yaklaşık 600 bin yeni vaka ortaya çıkıyor ve on binlerce insan bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de ise her yıl 2 bin 356 yeni tanı konuluyor ve 1.280 kişi yaşamını yitiriyor. Oysa HPV aşısı gibi güçlü bir koruyucu yöntemimiz var. Avustralya gibi bazı ülkeler, yaygın aşılama programları sayesinde 2035 yılına kadar bu kanseri tamamen ortadan kaldırmayı hedefliyor. 9 yaşından itibaren hem kız hem de erkek çocuklarına uygulanabilen bu aşı, kanserden korunmada en etkili adımlardan biridir.”
“TOPLUMSAL TABULAR KADIN SAĞLIĞINI RİSKE ATIYOR”
Hastalığın yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda toplumsal bir boyutu olduğuna da dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar ise şu değerlendirmede bulundu:
“HPV, toplumdaki bireylerin yaklaşık yüzde 80’inin hayatının bir döneminde karşılaşabileceği bir virüs. Bu nedenle sadece kadınların değil, tüm toplumun meselesidir. Ancak bazı sosyal önyargılar ve baskılar nedeniyle kadınlar Smear testi gibi basit taramaları yaptırmaktan çekinebiliyor. Belirti vermeden ilerleyen bu hastalık, bu yüzden çoğu zaman geç evrede fark ediliyor. Kadın sağlığını koruyabilmek için bu tabuları kırmalı ve kadın doğum muayenelerini toplumda daha normal bir sağlık kontrolü olarak görmeliyiz.”
haber: üç hilal tv























