İSTANBUL (AA) – Anadolu Ajansının (AA) “İstanbul’un Selatin Camileri” isimli dosya haberinin bu bölümünde, Yıldız Sarayı girişinde konumlanan Yıldız Hamidiye Camisi ele alındı.
Tahta çıktıktan sonra 1876’da Dolmabahçe Sarayı’ndan Yıldız Sarayı’na yerleşen Sultan 2. Abdülhamid, cuma selamlıklarında kullanmak üzere saray girişinin önünde yeni bir cami yapılmasını istedi.
Gerek kitlesi ve plan şeması gerekse dekorasyonuyla son dönem Osmanlı mimarisinin örneklerinden olan cami, 1881-1885 yıllarında Yıldız Sarayı yolu üzerinde inşa edildi.
Ahşap işçiliğine ilgi duyan ve Yıldız Sarayı’ndaki marangozhanede çalıştığı bilinen Sultan 2. Abdülhamid, caminin hünkar mahfilindeki kafesleri de sedir ağacından kendisi yaptı.
Selatin camilerinde sık görülen çift minare uygulaması yerine Yıldız Hamidiye Camisi’nde tek minare kullanıldı. Minare, ince yivli gövdesi ve şerefesiyle dikkati çekerken, dikdörtgen planlı harimde yüksek kasnaklı kubbe ise alışılmışın aksine mihraba uzak, girişe yakın konumlandırıldı.
Kubbe kasnağındaki neogotik tarzda açılan 16 pencereyle cami bol ışık alırken, kubbe içi ile mihrap önündeki tavan, lacivert zemin üzerine işlenen yıldız motifleriyle süslendi.
Kubbe göbeğinde besmele ile Necm suresinin ilk üç ayeti, kuşakta ise Mülk suresinin yer aldığı caminin avlusunda, 1890’da inşa edilen saat kulesi ile üzerinde 1842, 1876 ve 1900 tarihli levhalar bulunan çeşme yer alıyor.
Abdülhamid döneminde gösterişli cuma selamlıklarına sahne olan caminin, Ermeni komitacıların 21 Temmuz 1905’te padişaha düzenlediği bombalı suikast girişimi nedeniyle de tarihte ayrı bir önemi bulunuyor.
“Klasik Osmanlı mimari üslubundan farklı bir özelliğe sahip”
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk İslam Sanatları Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Özkafa, AA muhabirine, Yıldız Hamidiye Camisi’nin Osmanlı mimarisindeki yerini, içerisindeki hat ve tezyinatı anlattı.
Özkafa, bazı kaynaklarda mimarı Sarkis Balyan olarak bilinen caminin, son araştırmalara göre Nikolaki Kalfa tarafından yapıldığını belirterek, “Geç dönem olduğu için Yıldız Hamidiye Camisi, klasik Osmanlı mimari üslubundan farklı bir özelliğe sahiptir. Eklektik bir mimariye sahip diyebiliriz. Neogotik özellikler var, süslemesinde, tezyinatında, yazı programında alışılmışın dışında birtakım uygulamalar var.” ifadelerini kullandı.
Özkafa, lacivert zemin üzerine yıldız desenleri ağırlıklı işlenen caminin kubbesinin küçük çaplı olduğunu aktararak, padişahın el işçiliğinin bulunmasının da caminin en önemli özellikleri arasında yer aldığını dile getirdi.
Abdülhamid’in yapımı sürecinde camide bizzat çalıştığını anlatan Özkafa, “Aynı zamanda bir sanatkar ve marangoz olan Abdülhamid Han, hünkar mahfilinin kafeslerini kendisi yapmış ve burada bizzat çalışmıştır. Çünkü boş zamanlarında bu sanatla iştigal ettiğini biliyoruz.” dedi.
Özkafa, Yıldız Hamidiye Camisi’nin konumuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Caminin buraya yapılmış olma sebebi de Yıldız Sarayı’na yakın olması. Çünkü padişah burada cuma selamlığına çıkıyor. 1905’te kendisine bir suikast düzenleniyor. Cuma selamlığında, namazdan çıktıktan sonra her şey çok dakik şekilde ayarlanmasına rağmen, o gün padişahın namaz çıkışı birisiyle yaptığı görüşmesinin bir miktar uzaması sebebiyle kendisine isabet etmiyor ve bu suikasttan kurtulmuş oluyor. Yıldız Hamidiye Camisi’nin Osmanlı tarihinde böyle de bir enteresan özelliği var.”
Ahşap kündekari planlanan minber, mermer olarak yapıldı
Caminin bir diğer ilginç tarafının ise tek minareli yapılması olduğunu belirten Özkafa, şöyle konuştu:
“Bildiğiniz üzere selatin camilerinde birden fazla minare olur. Bu onların alametifarikasıdır ama Yıldız Hamidiye Camisi’nde tek minare tercih edilmiş. Aynı zamanda Bursa Ulu Camisi’nin çok meşhur olan ahşap kündekari minberinin burada da tekrarlanması irade buyurulmuş. Hatta padişaha bu cami yapılmadan evvel bir maket olarak da caminin mimarisi arz ediliyor. Bursa Ulu Camisi’nin minberinin fotoğrafları detaylı bir şekilde getirtiliyor. Fakat buna rağmen sebebi henüz bilinmeyen bir gerekçeyle minber o şekilde değil de mermer olarak yapılıyor.”
Özkafa, caminin hat sanatı açısından önemini vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu caminin hat sanatı açısından da şöyle bir ilginç özelliği var. Kuşak yazılarını Ebu Ziya Tevfik Bey yazmış ve Mülk suresi yazıyor. Yaklaşık 2,5 sayfalık bir sure. Özelliği nedir bu camideki kuşak yazısının? Kufi hattıyla olması. Çünkü genellikle klasik camilerimizde celi sülüs hattı kullanılıyor. Burada enteresan bir şekilde kufi tercih edilmiş. Çünkü Ebu Ziya Tevfik Bey aslında matbuatla, neşriyatla uğraşan birisi. Kufi hatla özel bir iştigali var ve bu özelliğini camide zengin bir şekilde kullandığını görüyoruz. Çünkü uzunca bir kuşak yazısı bütün camiyi dört bir taraftan dolanıyor. Celi sülüs yazılarını Abdülfettah Efendi yazmış. Bir de caminin ön tarafında bir saat kulesi var. Buradaki celi talik yazılarını da Mehmet Nazif Bey yazmış. Böylelikle üç önemli isim, hat sanatı bakımından Yıldız Hamidiye Camisi’nde karşımıza çıkıyor.”
Muhabir: Ali Osman Kaya,Rüveyda Mina Meral




















