LONDRA (AA) – IEA bu yılki Küresel Kritik Mineraller Görünümü raporunu yayımladı.
Buna göre, artan jeopolitik gerilimlerle bakır, lityum, nikel, kobalt, nadir toprak elementleri ve grafit dahil kritik mineraller ülkelerin enerji, ekonomi ve ulusal güvenlik gündemlerinin üst sıralarına yerleşti.
Ekonominin neredeyse tüm sektörlerinde yaygın şekilde kullanılan kritik minerallerde arz kısıtlarının oluşmasıyla fiyatlar 2025’te ve bu yılın ilk dönemlerinde önemli artış gösterdi. Özellikle ana üretici ülkelerin ihracat kısıtlarıyla yaşanan arz kısıtları ve jeopolitik gerilimler kritik mineral yatırımlarında geçen yıl yüzde 9 düşüşe yol açtı.
Bu gelişmeler ışığında, kritik minerallerde tedarik zinciri özellikle rafineri alanında belirli ülkelerde yoğunlaştı. Son iki yılda nikelde Endonezya ve enerji sektörü için temel olan bazı minerallerde Çin, rafine ürün arzının dörtte üçünden fazlasını oluşturdu.
Tedarik zincirini çeşitlendirmeye yönelik yatırımlar artmaya başlasa da, Çin kritik minerallerde ana tedarikçi konumunu koruyor.
IEA’ya göre, son dönemde dünya genelinde ihracat kontrollerinin yaygınlaşması, arzın birkaç ülkede yoğunlaşmasına ilişkin endişeleri teorik bir kırılganlık olmaktan çıkararak “acil bir ekonomik güvenlik sorununa” dönüştürdü.
Çin’in geçen yıl nisanda nadir toprak elementlerinin ihracatına yönelik uygulamaya koyduğu kısıtlamalar, bazı otomobil üreticilerini üretimi azaltmaya veya faaliyetlerini geçici olarak durdurmaya zorladı.
Söz konusu ihracat kontrolleri Ekim 2025’te daha da genişletildi. Uygulamanın bir yıl ertelenmesine rağmen, önlemlerin tam olarak yürürlüğe girmesi halinde Çin dışındaki yıllık yaklaşık 6,5 trilyon dolarlık üretimin risk altına girebileceği tahmin ediliyor.
IEA Başkanı Fatih Birol, rapora ilişkin değerlendirmesinde, kritik minerallerde büyük bir ekonomik değerin birkaç ülkede yoğunlaştığını ve bu durumun küresel çapta kırılganlık yarattığını belirtti.
Tedarik kaynaklarını çeşitlendirmenin maliyetinin yüksek olduğunu kaydeden Birol, “Bu maliyet yüksek olsa da, jeopolitik belirsizliklerin yaşandığı bir dönemde bu maliyetler büyük tedarik risklerine karşı ekonomik bir sigorta niteliği taşıyan bir ‘mineral güvenliği primi’ olarak değerlendirilebilir.” ifadesini kullandı.
Muhabir: Nuran Erkul Kaya
























