AMSTERDAM (AA) – İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) eski Direktörü Princeton Üniversitesi Misafir Profesörü Roth, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Han’ın görevine devam edip edemeyeceğine ilişkin yarın New York’ta yapılacak oylamaya ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, söz konusu oylamanın sonucunun İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkındaki tutuklama emrini etkilemeyeceğini belirtti.
Roth, UCM Taraf Devletler Meclisi’nin 125 üye devletin temsilcileriyle 24 Temmuz’da bir araya gelerek, oylama yapacağını ve kararın nihai olarak üye devletlere ait olduğunu kaydetti.
Eski HRW Direktörü Roth şunları söyledi:
“24 Temmuz’da 125 üye devlet, Yürütme Bürosu’nun tavsiyesine uyup uymayacaklarına ve Kerim Han’ın cinsel suistimal gerekçesiyle kalıcı olarak görevden alınıp alınmayacağına karar verecek. Bu, 125 hükümetin kararı. Savcının kaderini nihai olarak belirleyen taraf onlar.”
Han’ın soruşturma sürecinin, Netanyahu ve Gallant hakkında çıkarılan tutuklama emirlerine etkisi üzerine Roth, bu emirlerin savcının şahsından bağımsız olarak UCM’nin üç yargıçtan oluşan Ön Yargılama Dairesi tarafından onaylandığını hatırlatarak, “Kerim Han’da her ne problem olursa olsun, bu aşamada önemli değil çünkü yargıçlar tutuklama emirlerini çıkarmak için yeterli delil olduğuna karar verdi. Bu tutuklama emirleri sadece savcının değil, UCM’nin çok sayıda personelinin çalışmasının ürünü. Dolayısıyla bu tutuklama emirleri geçerliliğini koruyacak.” dedi.
Han’ı şikayet eden kadının iddialarının güçlü olduğunu kaydeden Roth, bu nedenle savcının görevden alınması gerektiğini düşündüğünü ifade etti.
Yürütme Bürosu’nun bulgularına karşın üç yargıçtan oluşan panelin Han hakkında suistimal tespit etmemesinin, BM soruşturmacılarının 150 sayfalık raporunda net bir bulgu ifadesi kullanmamasından kaynaklandığını belirten Roth, bunun beraat anlamına gelmediğini vurguladı.
ABD ve İsrail’in, UCM’yi itibarsızlaştırma fırsatı uyarısı
Roth, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi ile İsrail’in UCM’ye yönelik tutumunun, savcı hakkındaki cinsel suistimal iddialarından tamamen bağımsız bir mesele olduğunun altını çizdi.
Buna karşın başta Washington ve Tel Aviv olmak üzere mahkemeyi hedef alan aktörlerin, Han’ın görevden alınmasını kurumu itibarsızlaştırmak için bir fırsata çevirebileceği uyarısında bulunan Roth, “Netanyahu ve Trump, kendilerine dokunulmazlık sağlamak için bulabilecekleri her bahaneyi öne sürecekler mi? Elbette, bunu yapacaklar. Bunlar hukuk tanımaz kişiler.” diye konuştu.
ABD’nin Mahkemeye yönelik yaptırımları
Roth, Trump yönetiminin UCM’nin savcılık ve yargı mensuplarına yönelik yaptırımlarının, Roma Statüsü’nün 70. maddesi kapsamında adaletin engellenmesi anlamına geldiğinin altını çizerek, şu ifadeleri kullandı:
“Trump yönetimi mahkemeyi öldürmek istiyor ama bunu başaramayacak. 125 üye devlet var. Bu devletler hukukun üstünlüğü için, adalet için orada duruyor, Trump’ın istediği dokunulmazlık için değil.”
Washington’ın kuruluşundan bu yana UCM’ye sert bir muhalefet sergilediğini ancak bu tutumun Putin hakkında tutuklama kararı çıkmasıyla biraz yumuşadığını söyleyen Roth, Washington’un yumuşayan bu yaklaşımının Netanyahu hakkındaki suçlamalarla birlikte sona erdiğine işaret etti.
Netanyahu’nun kendisini masum görüyorsa kanıtları tartışmak için Lahey’e gelmesi gerektiğini, nitekim eski Kenya Devlet Başkanı Uhuru Kenyatta’nın bu yolu izleyerek hakkındaki suçlamaların düşürülmesini sağladığını hatırlattı.
UCM’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Roth, Trump yönetiminin mahkemeyi çökertmek istediğini ancak bunda başarılı olamayacağını söyledi. Mahkemenin 125 üye devletin desteğiyle varlığını sürdüreceğini belirten Roth, kurumun etkili çalışabilmesi için güvenilirliğini yitirmemiş yeni bir savcıya ihtiyaç duyduğunu sözlerine ekledi.
Kerim Han hakkındaki iddialar
UCM Başsavcısı Kerim Han, Mayıs 2024’te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant için tutuklama emri talebinde bulunduktan sonra kendisine yönelik cinsel taciz iddialarının ortaya atılmasının ardından Mayıs 2025’te gönüllü olarak izne ayrılmıştı.
Mart 2026’da UCM tarafından görevlendirilen üç yargıçtan oluşan bağımsız bir heyet, BM soruşturmasının Han hakkında “görevi suistimal veya ihlal tespit etmediği” sonucuna varmıştı.
Üç yargıçtan oluşan bağımsız heyetin raporuna rağmen UCM Taraf Devletler Meclisi Bürosu, 8 Haziran’da yaptığı toplantıda, Han’ın görevinin akıbetini belirlemek üzere mahkemeyi kuran 125 taraf devletten oluşan Meclisin 24 Temmuz’da özel oturum yapacağı ve Başsavcı Han hakkındaki disiplin işlemleri için nitelikli çoğunlukla karar alınacağı kaydedildi.
Muhabir: Selman Aksünger
























