ANKARA (AA) – Anadolu Ajansının Küresel İletişim Ortağı olduğu, OSTİM Savunma ve Havacılık Kümelenmesi (OSSA) tarafından düzenlenen IDA TÜRKİYE 2026 etkinliği Congresium Ankara’da ziyaretçilerine kapılarını açtı.
Milli Savunma Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı destekleriyle düzenlenen etkinlik, savunma ve havacılık sektörü paydaşlarını bir araya getirdi.
Etkinliğin açılışında konuşan OSSA Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Yarsan, Savunma ve Havacılıkta Endüstriyel İşbirliği Günleri’nin 2013’te başladığında hedefinin sektörü bir araya getirmek olduğunu kaydederek, “Bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki, ICDDA bu amacın çok ötesine geçti. Şimdi de bu güçlü yapıya yeni bir kimlik kazandırıyoruz. ICDDA artık yoluna IDA Türkiye olarak devam ediyor. Bu sadece bir isim değişikliği değil. Bu, yıllardır yaptığımız işin daha büyük bir hedefe doğru ilerlemesidir.” dedi.
IDA’nın görevinin firmaların önünü açmak, birbiriyle çalışmasını ve yeni pazarlara ulaşmasını sağlamak olduğunu ifade eden Yarsan, “Bugün OSSA çatısı altında 359 firmamız bulunuyor. Bu firmaların büyük bölümü KOBİ ve burada KOBİ meselesinin altını özellikle çizmemiz gerekiyor.” diye konuştu.
Yarsan, Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayisinin son yıllarda çok hızlı büyüdüğünü, ihracat ile ürün çeşitliliğinin arttığını ve Türk firmalarının dünyada bilinirliğinin yükseldiğini dile getirerek, “Ama şimdi önümüzde başka bir hedef var. Büyük firmalarımız dünyada büyürken, onların arkasındaki KOBİ’lerin de büyümesi gerekiyor. Ana sanayi ne kadar güçlü olursa olsun, arkasında güçlü bir tedarik yapısı olmadan bu büyümenin devam etmesi mümkün değil. IDA TÜRKİYE’nin en önemli farkı da burada. Burası klasik anlamda sadece bir fuar değil. Burası bir iş geliştirme buluşması.” ifadelerini kullandı.
IDA’nın 2013’te 22 ülkeden 2 bin ikili görşümeye tanıklık ettiğini, yıllar içinde 90 ülkeden katılım ve 8 binin üzerinde ikili iş görüşmesine ev sahipliği yaptığını aktaran Yarsan, şunları kaydetti:
“Şimdi bunun bir sonraki aşamasına geçiyoruz. Artık IDA’yı dünyaya götürmek istiyoruz. Bunun ilk adımı da IDA İspanya. İspanya bizim açımızdan önemli bir ülke. Güçlü bir havacılık ve savunma sanayisine sahip. Biz de Türk firmalarının bu pazardaki şirketlerle daha fazla çalışmasını istiyoruz. Bu nedenle Valencia ile başlayan önemli bir işbirliğimiz var. Ve 2027 yılında IDA Spain’i Valencia’da gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bu bizim için çok daha büyük bir adım. Böylece IDA, Türkiye’den çıkan uluslararası bir marka haline gelsin. Ve bizim KOBİ’lerimiz de bu marka ile birlikte dünyanın farklı pazarlarına ulaşsın.”
Sivil sanayide SSB yöntemleri örnek alınıyor
OSTİM OSB Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın da sanayide yerli katkının artırılması konusunda Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığını (SSB) örnek aldıklarını belirterek, şöyle konuştu:
“OSTİM olarak bu yöntemleri başka alanlarda da uygulamaya çalışıyoruz. Bunlardan biri raylı sistemler. Türkiye’nin raylı sistemler alanı, savunma sanayisi kadar geniş potansiyele sahip. Ancak ülkemizde satın aldığımız hafif metro araçlarının, metro araçlarının ve hızlı trenlerin tamamını yurt dışından temin ediyorduk. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, ihalelerde benzer bir işi daha önce tamamlamış olma şartını getirdi. Bu şart, yerli firmaların ihalelere katılmasını zorlaştırıyor ve yabancı firmalara avantaj sağlıyordu. Biz de sizden aldığımız modeli uygulayarak yerli sanayi katkı oranının belirlenmesi için mücadele ettik. Türkiye’deki sektörleri bir araya getirerek bu yapıyı oluşturduk. Bugün Türkiye, kendi hafif metro araçlarını, metro araçlarını ve hızlı trenlerini üretebilecek duruma geldi. ASELSAN da bu sürecin içinde yer aldı.”
Aydın, söz konusu yöntemle diğer sektörlerde de benzer çalışmalar yapmaya gayret ettiklerini vurguladı.
Sağlıkta SSB modeli sektöre ivme kazandırır
Ankara Sanayi Odası (ASO) Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç da savunma sanayisinin geldiği nokta itibarıyla sivil ekonomiyi de dönüştürme potansiyeli taşıdığına işaret ederek, “Yapay zeka, sensörler, ileri malzemeler, hassas imalat, otonom sistemler ve siber güvenlik alanlarında geliştirilen çözümler, makineden otomotive, enerjiden sağlık teknolojilerine kadar pek çok alanda verimlilik artışına öncülük edebilir. Bu nedenle savunma sanayisinin başarısını Türk sanayisinin tamamında oluşturduğu teknoloji yayılımı ve verimlilik artışıyla da ölçmeliyiz.” dedi.
Savunma sanayisinde kazanılan deneyimin sağlık teknolojilerine de taşınmasının önem arz ettiğini belirten Ardıç, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu iki stratejik sektör arasında işbirliği, bilgi ve deneyim paylaşımı kritik önem taşıyor. Sağlık teknolojilerinde geliştirdiğimiz ürünlerin savunmanın özel ihtiyaçlarına da uyarlanması hem pazarı büyütür hem yerli üretimi güçlendirir. Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyon modelini esas alan bir Sağlık Endüstrileri Başkanlığının kurulmasının sektöre yeni bir ivme kazandıracağını öngörüyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın bizleri kabulünde, bu yaklaşımı kendilerine de arz ederek himayelerinde böyle bir başkanlığın kurulması önerimizi takdim ettim. Aynı kabulde, ASO Teknoloji Üssü ve ASO Serbest Bölgesi projelerimizi de kendilerine arz etme imkanı buldum. Bu projelerle araştırma, teknoloji geliştirme, üretim ve ihracat arasındaki bağları güçlendirerek savunma sanayisinde yerliliği, yüksek katma değerli üretimi ve ihracatımızı daha da artırmayı hedefliyoruz.”
Ankara Sanayi Odası olarak makine, metal işleme, elektronik, kablo, otomasyon, kompozit ve yazılım alanlarında faaliyet gösteren daha fazla firmanın yüksek katma değerli savunma ve havacılık projelerine katılmasını hedeflediklerini aktaran Ardıç, şunları kaydetti:
“Bunun için ana yüklenici ile KOBİ ilişkisinin sipariş ve teslimatın ötesine geçmesi gerekiyor. Ortak tasarım, ürün geliştirme, sertifikasyon ve uzun vadeli üretim ortaklığına dayanan ilişkileri güçlendirmeliyiz. Firmalarımızın test altyapısına, uluslararası kalite standartlarına, nitelikli insan kaynağına ve uygun finansmana erişimini kolaylaştırmalıyız. Özellikle KOBİ’lerimiz için öngörülebilir siparişler ve uzun vadeli yatırım imkanları, teknolojik derinleşmenin vazgeçilmez koşullarıdır.”
Yıllık AR-GE harcamaları 3,5 milyar doları geçti
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, dünyada yaşanan mevcut gelişmelerin güçlü bir savunma sanayisine sahip olmanın ülkeler açısından ne kadar önemli olduğunu gösterdiğine vurgu yaparak, “Savunma sanayii, ülkelerin güvenliğini sağlamanın ötesinde, teknolojik bağımsızlığın, ekonomik kalkınmanın ve küresel rekabet gücünün de temel unsurlarından biri haline geldi. Bugün savunma sanayisinde geliştirilen bir teknoloji, yarın otomotivden sağlığa, haberleşmeden enerjiye, ulaştırmadan uzay çalışmalarına kadar pek çok alanda kullanılıyor. Bu nedenle savunma sanayisine yapılan yatırımlar, aynı zamanda ülkenin bilimsel birikimine, üretim kapasitesine, nitelikli insan kaynağına ve ekonomik geleceğine yapılan yatırımlar anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı.
Savunma sanayisindeki yerlilik oranının 2002’de yüzde 20 seviyesinde iken bugün yüzde 80’in üzerine ulaştığını aktaran Baran, sözlerini şöyle sürdürdü:
“O yıllarda 248 milyon dolar düzeyinde olan savunma ve havacılık ihracatımız, ağustos ayı itibariyle yıllık bazda 11 milyar dolara yaklaştı. Bugün savunma ve havacılık sanayimizde yaklaşık 4 bin firmamız faaliyet gösteriyor. Sektörde 1400’ün üzerinde proje yürütülüyor, doğrudan istihdam 100 bin kişiyi aşmış durumda. Araştırma ve geliştirme harcamaları yıllık 3,5 milyar doların üzerine çıktı.”
Baran, büyük projelerin başarısında, ana yükleniciler kadar onların tedarik zincirinde yer alan KOBİ’lerin de payının bulunduğuna dikkati çekerek, “Ankara’nın savunma ve havacılık alanında güçlü bir merkez haline gelmesinde, OSTİM Organize Sanayi Bölgemizin ve OSSA’nın da önemli katkıları bulunuyor.” diye konuştu.
Yerli ve yabancı sektör temsilcilerini bir araya getiren etkinlik 16 Ekim’e kadar sürecek.
Muhabir: Fuat Kabakcı























