Bu yazımda Size Özendirilen Fransız medeniyeti ve Fransız bir lider sabah sporu için kapatılan parklara istinaden Büyük bir medeniyet timsali Fransız medeniyeti tanıyalım Cezayir’de Fransızlar tarafından toplama kampları kurulan, helikopterlerden insan fırlatılan, insanlık dışı işkencelerle katliamlar yapılan Fransız sömürge mazisinin üzerinden 65 yıl geçmedi. Halen yaşayan canlı tanıkları var.
Türk denizcisi Oruç Reis’in 1516 yılında İspanyol işgalini yerel halkın desteğiyle sona erdirerek bağımsız bir yönetim kurduğu Cezayir, Oruç Reis’in 2 yıl sonra İspanyollar tarafından öldürülmesi sonucu kardeşi Hızır Reis’in Osmanlı’ya bağlılık bildirmesi üzerine Osmanlı toprağı oldu.

“HAYRETTİN” İLE GELEN CEZAYİR
Dönemin Osmanlı padişahı olan Yavuz Sultan Selim tarafından Hayrettin unvanı ile Cezayir Beylerbeyliği görevi verilen Hızır Reis, Kanuni Sultan Süleyman döneminde de Barbaros Hayrettin Paşa namıyla kaptan-ı deryalık görevinde bulunacaktı.
CEZAYİR’DE FRANSIZ İŞGALİ
300 yılı aşkın süre Osmanlı toprağı olarak kalan Cezayir, 1830 yılında Fransızların işgaline uğradı. Fransız işgaliyle birlikte Cezayir’de işgale direnen yerel gruplar ortaya çıktı. 10 yıl kadar Fransızları rahatsız eden isyanlar karşısında 1840 yılında Paris’ten General Thomas Robert Bugeaud sömürge valisi olarak Cezayir’e gönderildi.
KÖYLERİ BASIP EKİNLERİ YAKTILAR
Bugeaud, Cezayir’e gitmesiyle birlikte Fransızlara karşı oluşan direnişin lojistik desteğini kesmek amacıyla tüm Cezayirli halka adeta savaş açtı. Onun komutasındaki Fransız askerleri, tek tek köyleri basıp ekinleri yaktı, meyve ağaçlarını kesti. Su kaynaklarını zehirledi. Hayvancılık yapanların hayvanlarını gasp etti ve öldürdü. Direnen köylerde erkekler öldürüldü, kadınlar ve çocuklar esir alındı. Evler yakıldı.

SÖMÜRGE DÜZENİ
Birebir baskınlarda öldürülen insanlardan çok daha fazılası Fransızların ekinleri yakıp hayvanlara el koyması sonucu oluşan yapay kıtlıkta hayatını kaybetti. Bu katliamlar Cezayir’in demografik yapısına kalıcı bir darbe vurdu. Aralıklarla 1900’lerin başlarına kadar bazı başarısız ayaklanmalar başlayacak olsa da bu süreç, Cezayir’deki Fransız sömürge düzeninin tam anlamıyla kurulması ile sonuçlandı.
“TÜTSÜLEME” VAHŞETİ
Dönemin en vahşi olaylarından biri 1845 yılında Dahra bölgesinde yaşandı. Dahra bölgesinde çıkan bir ayaklanmayı bastırma sırasında çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan 1000 civarında Cezayirli, bölgedeki derin mağaralara saklandı. Fransız askerleri, mağaraların girişlerine odun ve çalılar yığıp tutuşturdu. Mağaraların içlerinde saklanan büyük bölümü çocuk olan Cezayirliler dumandan zehirlenerek katledildi. Bu olay Fransızca’da “tütsüleme” anlamına gelen “enfumades” sözüyle anılıyor.

CAMİ ÖNCE SİLAH DEPOSU SONRA KİLİSE OLDU
1612 yılında inşa edilen ve mimarisiyle dikkat çeken Keçiova Camisi, Fransız işgalciler tarafından silah deposu olarak kullanıldı. Fransızlar, 1844 yılında da camiyi yıkarak yerine katedral inşa etti.
BATILI YERLEŞİMCİLER: PİED-NOİR
Fransa, bu dönemde Cezayir’e ülkeden Fransız yerleşimciler ve hatta başka Avrupalıların gidişini teşvik ederek yerleşimciler götürdü. Daha sonra Fransızca “kara ayak” anlamına gelen “pied-noir” diye anılacak olan, ağırlığı Fransızlar, İspanyol, İtalyan ve Maltalılardan oluşan yerleşimciler 100 yıl boyunca Cezayir’in ayrıcalıklı sınıfı olarak yaşadı. Kurulan sömürge düzeninde Cezayir’in yerli halkı ise kendi doğdukları topraklarda siyasi temsil, mülkiyet, eğitim ve hukuk başta olmak üzere tüm alanlarda “alt sınıf” muamelesi gördü.
YERLİ KANUNU: ÖZ YURDUNDA PARYA
Cezayir’deki yerel ayaklanmalar gerekçe gösterilerek Fransa tarafından 1881’de Cezayir Yerli Kanunu kabul edildi. Bu kanunla Fransızlar, Cezayirlileri Fransız vatandaşı olarak kabul etti ancak Cezayir’deki halkın toplanma, gece dışarı çıkma, seyahat etme gibi birçok özgürlüğüne kısıtlama getirildi. Cezayirlilerin topraklarına el kondu ve ağır vergiler getirildi.
NAZİLERİN YENİLGİSİNİ KUTLARKEN KATLİAMLAR
Cezayir’de yaklaşık 100 yıl sonra, İkinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği 1945 yılında ülkede bağımsızlık talepli büyük gösteriler yaşandı. Tüm Avrupa’da olduğu gibi Cezayir’de de Cezayirlilerin de Fransız ordusu içinde savaştığı Nazilerin yenilgisi kutlanıyordu. Nazilerin yenilgisi kutlamaları sırasında ülkenin Setif, Guelma ve Kherrata bölgelerinde Cezayirliler bağımsızlık talebiyle gösteriler düzenledi. Fransız yönetimi, bağımsızlık talepli gösterilere sert müdahale etti. Ordu birlikleri ile pied-noir milisler bağımsızlık yanlısı Cezayirlilere saldırdı. 45 bin kişinin öldürüldüğü tahmin edilen olaylar çıktı. 1945 yılında yaşanan olaylar, 1954’te başlayacak olan Cezayir Bağımsızlık Savaşı’nın siyasi ve psikolojik zeminini oluşturdu.

FRANSIZLARIN TOPLAMA KAMPLARI
1 Kasım 1954 tarihinde Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin başlattığı silahlı mücadelede Cezayirli direnişçiler Fransız ordusu ile Avrupalı yerleşimcilerin oluşturduğu paramiliter güçlerle savaştı. 10 yıl önce, kurduğu toplama kamplarıyla hatırlanan Nazi rejiminin karşısında olan Fransa da bağımsızlık mücadelesinin başladığı Cezayir’de kırsal bölgelerdeki nüfusun bağımsızlık savaşına katılımını engellemek için toplama kampları kurdu.
“YENİDEN YERLEŞİM” BARAKALARI
Fransızların “yeniden yerleşim” adını verdiği ve 1 milyonun üzerinde insanın kapatıldığı tahmin edilen kampların birçoğu çadırlardan oluşan veya barakalardan oluşan, içindeki insanların sefalet içinde tutulduğu yerlerdi. Bu kampların en büyük mağdurları da her türlü insanlık dışı trajedi de olduğu gibi yine çocuklardı.
FRANSIZ İŞKENCESİ
Fransızların unutturmak istedikleri meselelerden biri de işkence oldu. Bağımsızlık savaşı boyunca Fransızlar alıkoydukları Cezayirlilere elektrik verme, suyla boğma gibi insanlık dışı yollarla işkence etti.

AKDENİZ’E DÖKÜLEN HAYATLAR
Ele geçirilen bazı Cezayirli direnişçiler canlı şekilde helikopterlerden Akdeniz’e veya çöl bölgelerine atıldı. Yine işkencede öldürülen birçok insanın cansız bedenleri de helikopterden aşağıya bırakıldı.
ANADOLU’DA BİR BAŞKA FRANSIZ VAHŞETİ VE ANTEP DİRENİŞİ
Fransa’nın sömürgeci zihniyeti ve sivil halka yönelik acımasız yöntemleri yalnızca Kuzey Afrika ile sınırlı kalmadı. Cezayir’i işgalinden yaklaşık bir asır sonra Fransızlar, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Anadolu topraklarına göz dikti. İngilizlerin bölgeyi terk etmesiyle 29 Ekim 1919’da Gaziantep’i işgal eden Fransız ordusu, tıpkı Cezayir’de olduğu gibi yerel halkın haklarını, inançlarını ve canını hiçe sayan bir baskı rejimi kurmaya çalıştı.
Fransız askerlerinin ve onlarla iş birliği yapan Ermenilerin halka yönelik tacizleri bardağı taşıran son damla oldu. 21 Ocak 1920’de, peçesini açmaya zorladıkları Türk kadınının namusunu korumak için ileri atılan 14 yaşındaki Mehmet Kamil (Şahinbey), Fransız askerlerinin süngü darbeleriyle şehit edildi. Bu olay, Antep halkının sömürgeci zihniyete karşı amansız direnişinin kıvılcımı oldu.
Şahinbey ve Karayılan gibi halk kahramanlarının öncülüğünde Antepliler, modern silahlara sahip Fransız ordusuna karşı tarihin en destansı şehir savunmalarından birini başlattı. Fransızlar şehri kuşatarak halkı açlığa mahkum etti; binlerce top mermisiyle camileri, evleri ve hastaneleri yerle bir etti. Tıpkı Cezayir’deki yapay kıtlık politikası gibi, Antep’te de lojistik hatlar kesilerek halk zerdali çekirdeği yemek zorunda bırakıldı. Ancak tüm bu yokluklara ve Fransız kuşatmasına rağmen Antep halkı teslim olmadı ve 11 ay boyunca tek başına direnerek 6 bin 317 şehit verdi. Fransız işgaline karşı Anadolu’da verilen bu büyük ders, sömürgecilerin bölgedeki planlarını altüst etti ve TBMM tarafından şehre “Gazi” unvanı verilmesini sağladı.

1,5 MİLYON CAN KAYBI İLE GELEN BAĞIMSIZLIK
Fransa, gerek Anadolu’da uğradığı yenilgi gerekse yıllar sonra Cezayir’de devam eden amansız direnişin ve uluslararası baskıların etkisiyle Mart 1962’deki Evian Anlaşması ile Cezayir’in bağımsızlığını kabul etmek zorunda kaldı. 5 Temmuz 1962’de Cezayir resmen bağımsız bir devlet haline geldi. 8 yıl süren savaşın sonunda bağımsızlığını kazanan Cezayir Devleti’nin açıkladığına göre, sadece bu son bağımsızlık savaşında 1,5 milyon Cezayirli hayatını kaybetti.
ADEM YAŞAR





















