Orta Doğu’da yıllardır biriken fay hatları, artık bir diplomatik retorik olmanın çok ötesinde. ABD ve NATO’nun küresel hegemonyayı koruma refleksi ile İran’ın “Direniş Ekseni” olarak adlandırdığı bölgesel ağ, jeopolitik bir kara deliğe doğru ilerliyor. Pentagon koridorlarında uzun süredir simüle edilen olası bir ABD-İran savaşı, sadece iki devletin çarpışması değil; İkinci Dünya Savaşı’ndan beri kurulan küresel sistemin nihai çöküş provasıdır.
İşte hamasetten uzak, masadaki sert askeri ve stratejik gerçekler:
1. NATO’nun Doğu Kanadı Sınanıyor
Washington’un İran’a yönelik topyekûn bir askeri müdahalesi, NATO ittifakı içinde bugüne kadarki en derin ontolojik krizi tetikleyecektir. Brüksel, böyle bir savaşı “ittifak sınırları dışı bir macera” olarak görse de, Türkiye gibi jeopolitik olarak ateş hattında yer alan NATO üyeleri doğrudan hedef tahtasına oturacaktır. ABD’nin bölgedeki üsleri ve radarları, İran’ın balistik füze envanterinin ilk dalga menzilindedir. NATO, Washington’ın hırsları uğruna kendi doğu sınırlarını ateşe atıp atmama ikilemiyle karşı karşıyadır.
2. Konvansiyonel Orduya Karşı “Asimetrik Sis”
Pentagon‘un en büyük hatası, İran’ı Irak veya Libya gibi okumaktır. İran, açık bir askeri çatışmada ABD hava üstünlüğüne karşı koyamaz; ancak Tahran’ın doktrini zaten konvansiyonel bir zafer üzerine kurulu değildir. İran, savaşı tüm bölgeye yayarak “asimetrik sis” yaratma stratejisine sahiptir.
- Hürmüz Boğazı’nın Kilitlenmesi: Küresel petrol ticaretinin şah damarı olan bu boğazın mayınlanması veya intihar tekneleriyle kapatılması, küresel ekonomiyi saatler içinde resesyona sokacaktır.
- Vekil Güçlerin Senkronize Saldırısı: Lübnan’dan Yemen’e, Irak’tan Suriye’ye uzanan milis güçler, aynı anda İsrail’i ve bölgedeki ABD üslerini binlerce kamikaze İHA ile hedef alacaktır.
3. Çarpıcı Analiz: Çin ve Rusya’nın Arka Kapı Stratejisi
Bu savaşın asıl kırılma noktası ne Washington’da ne de Tahran’da yaşanacaktır. ABD, Orta Doğu’da milyar dolarlık mühimmat tüketirken ve tüm lojistik kapasitesini buraya yığarken; Pekin ve Moskova bu stratejik bataklığı büyük bir avantaja dönüştürecektir.
- Çin, ABD’nin Orta Doğu’ya saplanmasını fırsat bilerek Tayvan üzerindeki baskısını nihai bir hamleye dönüştürebilir.
- Rusya, küresel petrol fiyatlarının fırlamasıyla ekonomik bir can simidi bulacak ve Avrupa cephesindeki elini güçlendirecektir.
Sonuç: Kazananı Olmayan Üçüncü Dünya Savaşı Provası
ABD ve İran arasında patlak verecek bir savaş, çöl kumlarında başlayıp küresel finans piyasalarında, siber uzayda ve Doğu Asya’nın sularında yankı bulacaktır. Batı dünyası nükleer bir güce dönüşme eşiğindeki İran’ı askeri güçle durdurabileceğini düşünürken, aslında kendi inşa ettiği küresel düzenin tabutuna son çiviyi çakma riskiyle karşı karşıyadır. Bu savaşta kazanan olmayacaktır; çünkü cephede atılan her füze, Washington’un küresel liderliğinin altını biraz daha oyacaktır.
ADEM YAŞAR























