İSTANBUL (AA) – Özgün müzik tarzıyla 1990’lı yıllarda geniş kitlelere ulaşan Sağındık, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin sanat dünyasında ve kendisinde bıraktığı etkiye ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Sağındık, böyle bir olayın bir daha yaşanmaması temennisinde bulunarak, “Aslında darbe kelimesine karşı milletimizde zaten bir tepki olduğunu düşünüyorum. Hangi kesimden olursa olsun bu böyledir. Hatırlanması gereken, darbecilerin sanat dünyasındaki çalışmaları göz önüne alındığında, sanata destek oluyormuş gibi, sizdenmiş gibi görünen bu ve benzeri işbirlikçilere, mankurtlara karşı çok dikkatli olunması gerektiğidir.” diye konuştu.
FETÖ’nün milli ve dini duyguları kendi emelleri için sonuna kadar kullandığına işaret eden Sağındık, “Geçmişte herkes gibi bu kişilerle benim de karşılaşmalarım oldu. Bize benziyorlardı ama öyle değillerdi. Sonradan fark ettim ki, bu ekipte bahsettikleri o büyük projeleri yapacak vizyon yoktu. Bunu anladığımda bir başkasının projesi olduklarını düşünmeye başladım.” ifadelerini kullandı.
“Beni rahatsız eden cemaat görünümlü bu ihanet yapılarının en çok dini değerlere zarar vermesidir”
Sağındık, 15 Temmuz’un, devlet ve millet içindeki vatanseverlerin gösterdiği mücadele sayesinde atlatıldığını, milletin bu süreçte tarih yazdığının kayıtlara geçtiğini söyledi.
O gün milletin meydanlara çıkma tepkisinin altında 12 Eylül ve 28 Şubat sürecinde yaşananların etkili olabileceğini dile getiren Sağındık, şöyle devam etti:
“Seçilmişleri antidemokratik yöntemlerle devre dışı bırakma girişimine karşı millet, onlara sahip çıkmış, dolayısıyla kendisine sahip çıkmıştır. Beni rahatsız eden, cemaat görünümlü bu ihanet yapılarının en çok dini değerlere zarar vermesidir. Milletin hafızasında dindar insanlara güven sarsılmıştır. Bunun vebalinden kurtulamazlar. İyi niyetli, saf insanlarımız için de ayrıca üzülüyorum. Bazen uluslararası kuruluşlar veya devletlerle işbirliği yapabilirsiniz. Ülkenizin faydasını gözeterek yaparsınız bu faaliyetleri. Adı üstünde buna işbirliği denir. Faydası bazen az, bazen çok olur. Ama faaliyetlerinizin tamamı bir başka devletin çıkarlarına hizmet ediyorsa, bunun adına ihanet denir. Devlet bazen, gerektiğinde makas değiştirir. Devletle iş tutuyorsan ‘Ben başka yöne gideceğim.’ diyemezsin. Sonu 15 Temmuz olur.”
Hasan Sağındık, 15 Temmuz’un unutulmaması ve gelecek kuşaklara hatırlatılması adına birçok şiir, müzik, belgesel, film, kitap ve anma programı yapıldığını da aktararak, “Darbe girişimleri ve darbeler değerlendirildiğinde, belki de en çok yayın 15 Temmuz ile ilgili olabilir. Bu çalışmalar artarak devam edecektir. Çünkü yurt dışına kaçan veya ülke içerisinde hala gizlenmiş veya sempatizan örgüt elemanlarının faaliyetleri devam ettiği sürece, devlet ve millet de teyakkuz halinde bu çalışmaları devam ettirecektir. Dolayısıyla bu süreçte ciddi bir arşiv oluşacak ve sanatın gücüyle bu arşiv gelecek kuşaklara aktarılacaktır. Sanat bu anlamda çok etkili bir araçtır.” değerlendirmesini yaptı.
“Bazen bir eser, tarihin bütün yükünü üzerinde taşır ve günümüze ulaştırır”
15 Temmuz’un, devletin, milletin ve vatanın önemini bir kez daha ortaya koyduğuna işaret eden Sağındık, güçlü olmanın gerekliliğini hatırlatan bir süreç yaşandığını dile getirdi.
Sağındık, ilk başta darbe girişimine destek veren ülkelerin bile daha sonra karşılarında güçlü bir Türkiye görünce mecburen dostmuş gibi davranmaya başladıklarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Bu sebeple vatan, millet, tarih şuurunu canlı tutacak eserler üretmek durumunda olduğumuzu tekrar hatırladık. Bir yazarımızdan duymuştum, ‘Çanakkale’yi bize unutturmayan bir şiirle bir türküdür’ demişti. Ben de diyorum ki, ‘Bazen bir eser, tarihin bütün yükünü üzerinde taşır ve günümüze ulaştırır’ ki, ben müziğe başladığımdan bu güne bu şuuru canlı tutacak eserler üretiyorum. Türk dünyası, İslam dünyası, darbeler, depremler, Afrika gibi birçok konuda farkındalık oluşturacak bir hafıza oluşturduğumu düşünüyorum. İlkler önemlidir. 12 Eylül ve 28 Şubat dönemlerinde yaptığım albüm çalışmaları ve eserlerle üzerime düşen görevi yerine getirdim. O dönemler çok daha zor zamanlardı. 1998 yılında çıkardığımız ‘Adamlar’ albümünü örnek olarak öneririm. Ülkemizde herhalde darbelere ilgili tek albümdür. Böyle zamanlarda gençliğin enerjisine ihtiyaç duyulur. Biz artık yavaş yavaş yaşlı sınıfına doğru gidiyoruz. Şimdi benim bu eserleri yaptığım yaşlarda olan genç kardeşlerimizden yeni eserler ve yeni projeler bekliyorum.”
Muhabir: Aişe Hümeyra Akgün






















