İSTANBUL (AA) – Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle düzenlenen, Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu “6. İstanbul Dijital Sanat Festivali (IDAF)”, “RETELL (Yeniden anlat)” temasıyla Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) ziyaretçilerini ağırlıyor.
Festival kapsamında sergilenen tek kanallı eser, derin öğrenme algoritmaları ve özel olarak oluşturulmuş bir veri seti kullanılarak 4K çözünürlükte, saniyede 60 kare hızında gerçek zamanlı hareketli görüntülerden oluşuyor.
Kuşaktan kuşağa tezgah başındaki isimsiz kadınların elleriyle taşınan 9 bin yıllık bir geleneği dijital boyuta taşıyan “Latent İlmekler”, aynı zamanda 48 yöreye ait 700’den fazla eserin bir araya getirildiği bir arşiv kurma girişimi olarak da konumlanıyor.
Eserde, sabit ve önceden kaydedilmiş bir video yerine, her gösterimde kendi arşivinden farklı biçimlerde türeyen gerçek zamanlı bir görüntü sunuluyor.
Etkileşim yoğunlaştığında görsel biçimler parçalanıp dağılırken, izleyici durulduğunda görüntüler yeniden “nefes, akış, dokuma” temalı bir örüntüye dönüşüyor.
“Yapay zeka uygulamaları Türk halısını Batı’nın gözünden görüyor”
Sanatçı Atalay, AA muhabirine, eserin hazırlık süreci ve kavramsal altyapısını anlattı.
Atalay, Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Sanat Tasarım Programı’ndaki doktora süreci boyunca kendi kurduğu Anadolu halı ve kilim arşivinden beslenerek bir yapay zeka modeli eğittiğini söyledi.
IDAF’ın bu yılki temasına işaret eden Atalay, kendisinin de benzer şekilde oluşturduğu arşivden beslenerek dijital ortamda halı ve kilim desenlerinin yaşamasına odaklandığını anlattı.
Atalay, çalışmasında sanatsal pratiğin yanı sıra arşiv meselesinin de çok önemli yer tuttuğuna dikkati çekerek, “Çünkü biz genel amaçlı modellerde yapay zeka uygulamalarına Türk halısı yazdığımızda Batı’nın gözünden Türk halısını ve kilimini görüyoruz. Kendi Anadolu halı ve kilim arşivimizin açık bir erişimi olmadığı için kendi arşivimi kurarak, özellikle doktora sürecimde Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Türk İslam Eserleri Müzesi’nin koleksiyonundan da topladığım, derlediğim veri setlerinden oluşturduğum bir çalışma.” şeklinde konuştu.
Anadolu motiflerinin ardındaki derin anlamlara ve belleğe vurgu yapan sanatçı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Aslında Anadolu Türk halı ve kilimlerinin yüzeyi sadece estetik yüzeylerden ibaret değil, tarihsel, kültürel, sembolik anlamlar taşıyan bir kültürel hafıza taşıyıcıları. Bu anlamda ben hem bilgisayarın yani sıfır ile bir arasında çalışan bilgisayar ile gerçek tezgahta dokunan bu kıymetli sembolik haritaların hafıza ile bellekle çalıştığını söyleyebilirim. Bu anlamda sadece biçimsel görüntülerden ibaret olmadığını, aynı zamanda bir anlatı katmanından da oluştuğunu söyleyebilirim.”
Atalay, arşivi oluştururken sadece yüksek çözünürlüklü görsellere değil aynı zamanda motiflerin hikayelerine de yer verdiğini, halı ve kilimleri dokuyan kadınların el emeğinin görünür kılınması amacıyla bu çalışmayı ortaya çıkarmak istediğini belirtti.
“Elini taşın altına koyanlardan olmak için üretime devam edeceğim”
Yapay zeka ile geleneksel sanatlar arasındaki ilişkiye de değinen Atalay, “Neyi koruyoruz, neyi kaybediyoruz, ortaya yeni ne çıkıyor? Bunlara ayrı ayrı bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Yere serdiğimiz halı ve kilimlerin artık ekrana taşındığını, nesne olmaktan çıkıp etkileşime açıldığını görüyoruz. Latent İlmekler adlı çalışmam da etkileşimli, gerçek zamanlı hareketli bir görüntü. Geleneksel ustaların güzel bir sözü var, taş üstüne taş koymak. Ben de kültürel mirasın üzerine burada bir şey eklemeyi tercih ediyorum. Elini taşın altına koyanlardan biri olmak için üretimlerime devam edeceğim.” görüşünü paylaştı.
Sanatseverleri eserini deneyimlemeye davet eden Atalay, “Geleneksel sanatlar ve dijital sanatın kesiştiği işleri kavramsal açıdan incelemek, sorgulamak amaçlı ziyaret edebilirler. Çünkü bunlar sadece görsel bir şovdan ibaret değil. Aynı zamanda arkasında güçlü kavramsal metinleri, araştırmaları, arşivleri olan çalışmalar. Bundan dolayı herkesi bekleriz.” dedi.
Eser, 7 Haziran’a kadar AKM Tiyatro Salonu fuaye alanında görülebilecek.
Muhabir: Ahmet Esad Şani





















