MİNAB (AA) – ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarının ilk gününde 28 Şubat’ta füzelerle hedef aldığı Minab’daki Şecere-i Tayyibe İlkokulu’ndan geriye sadece bir enkaz ve çoğu çocuk 180’den fazla kişinin hayatını kaybettiği saldırının acısı kaldı
AA ekibi, harabeye dönen ve enkazına hayatını kaybedenlerin fotoğraflarının yerleştirildiği okul ile ölenlerin defnedildiği mezarlığı 6 ay sonra bir kez daha görüntüledi.
Yıkılan okulun yanında açılan fotoğraf sergisi, saldırının acı boyutunu ortaya koyarken, sergide hayatını kaybeden öğrenci ve öğretmenlerin resimleri ile bir zamanlar içinde çocuk seslerinin yankılandığı okulun fotoğrafları bulunuyor.
Ayrıca okulun hemen karşısına, bu acı olayı hafızalarda taze tutmak için bir müzenin inşa edildiği görüldü.
Ülkenin farklı bölgelerinden gelenlerin duygu dolu anlar yaşadığı okulda okunan mersiyeler, ziyaretçileri gözyaşlarına boğuyor.
Ölenlerin defnedildiği mezarlık ise hemen her gün aileler ve diğer şehirlerden gelenler tarafından ziyaret ediliyor.
“Cenaze törenlerinin yapıldığı güne kadar hiç inanamadım”
Saldırılarda hayatını kaybeden Zehra Süleymani’nin ablası ve Muhammed Cemalinejad’ın teyzesi olan Fatma Süleymani, AA muhabirine, olay anını ve sonrasında yaşananları anlattı.
Süleymani, şu ifadeleri kullandı:
“Olay günü kendi okulumdaydım. Şecere-i Tayyibe Okulu’nun vurulduğundan haberimiz yoktu. Eve döndüğümde Zehra ve Muhammed’in okulunun vurulduğunu öğrendim. O gün durumumuz çok kötüydü. Yine de okulun vurulduğuna inanamıyordum. Gecenin ilerleyen saatlerinde bize Zehra ve Muhammed’in şehit olduğu söylendi. Yine hiç inanamadım ta ki cenaze törenlerinin yapıldığı güne kadar.”
Saldırıyı öğrendikten sonra kendini iyi hissetmediğini ve hafızasının neredeyse silindiğini belirten Süleymani, “Çok kötü günlerdi. Sanırım şu anda benim için daha da zor geçiyor. Onları çok özlüyorum ve her gün yokluklarını daha fazla hissediyorum.” diye konuştu.
Süleymani, saldırıda ölen kardeşi Zehra’nın sakin bir çocuk olduğunu ve ailenin en küçük çocuğu olması nedeniyle bazen yaramazlık yaptığını ancak çok sevildiğini dile getirdi.
Kardeşi Zehra ile yeğeni Muhammed’in birbirlerine çok bağlı olduğunu hatta Zehran’nın teyzesi olmasına rağmen ona “teyze” diye değil “kız kardeş” diye hitap ettiğini anlatan Süleymani, “Hiçbir zaman tek başlarına bir yere gitmezlerdi. Ne zaman bir yere gitseler birlikte giderlerdi. Böylece kaderleri birlikte şehit olmak oldu.” ifadelerini kullandı.
Süleymani son olarak, tüm yaşananlara rağmen ABD’den korkmadıklarını ve ülkesinin sonunda bu savaştan galip ayrılacağını söyledi.
“Çocuklarım ‘Okula gidersek belki orayı da vururlar’ diyor”
Saldırıda hayatını kaybeden öğrencilerden Hona Dehkani’nin dayısı Mücteba Arif Mukaddem ise, olay günü yoğunluktan dolayı okula ulaşmakta zorluk çektiklerini dile getirdi.
Mukaddem, saldırı gününe ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Ben yeğenimi arıyordum ve sonunda okula gittim ancak hastaneye kaldırıldığını söylediler. O gün hastanede gerçekten kıyamet gibi bir ortam vardı. Herkes kendi şehidini bulmaya çalışıyordu. Görevliler arka arkaya çocukların cenazelerini getiriyordu. Hastanenin kapasitesi de bu kadar büyük bir felakete cevap verecek durumda değildi. Yeğenim ilk başlarda yaşıyordu ve ameliyata aldılar, ameliyattan sonra yoğun bakımdayken hayatını kaybetti.”
Mukaddem, çok zor günler yaşadıklarını ve olanlara inanmakta hala zorluk çektiklerini belirterek, “Bu kadar çok öğrencinin, bu kadar çok masum çocuğun hayatını kaybettiğine inanmak gerçekten çok zor.” diye konuştu.
Yaşanan bu büyük faciadan sonra bölgede hala endişenin hakim olduğunu ve çocukların okula gitme düşüncesinden uzaklaştığını belirten Mukaddem, şunları söyledi:
“Örneğin benim çocuklarım, ‘Okula gidersek belki orayı da vururlar’ diyor. Yani bu olay onları psikolojik olarak çok etkiledi. Başlangıçta geceleri sürekli rüya görüyorlardı, korkuları vardı. Umarız artık bu mesele hayırlı bir şekilde sona erer. İnsanların toplu etkinliklere gitme konusunda da korkuları var. Bu tür sorunlar hala devam ediyor.”
Muhabir: Tolga Akbaba























