RAMALLAH (AA) – Iştiyye, AA muhabirine verdiği röportajda, yasa dışı yerleşim mallarını boykot etme eyleminin, “yerleşim projesine” ve sponsor devlete karşı önlem almaya dönüşmesi gerektiğini ifade ederek, İsrail’in artık kendisini inşa edenler, koruyanlar ve savunanların önünde tecrit edilmiş durumda olduğunu kaydetti.
Filistin’in bu kararı alan ülkelere teşekkür ettiğini, sergiledikleri tutumdan memnuniyet duyduğunu aktaran Iştiyye, yasa dışı yerleşim alanlarının Doğu Kudüs dahil işgal altındaki Batı Şeria’daki eşi görülmemiş şekilde genişletilmesi ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin terörü altında bu kararın daha önce alınmış olması gerektiğini ifade etti.
Iştiyye, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te sayıları yaklaşık 881 bin olarak tahmin edilen İsraillilerin, nüfusun yaklaşık yüzde 26’sını oluşturduğunu belirtti.
Batı Şeria’nın benzeri görülmemiş büyük bir şiddet ve baskıyla İsraillilerin terörüne sahne olduğunu, Filistinlilerin mallarına ve canlarına saldırıldığını kaydeden Iştiyye, şunları vurguladı:
“Batı Şeria’nın farklı bölgelerinde yayılan kırsal yerleşimciliği olarak tanımlanan yeni bir olgu gelişti. İsrail önceden sınırlarının son askerinin durduğu yerde bittiğini söylüyordu. Bugün ise İsrailliler, sınırların son keçinin ulaştığı yere kadar uzandığını söylüyor.”
Filistin’den yasa dışı yerleşim projesi karşısında önlemlerin artırılması çağrısı
Fetih yetkilisi Iştiyye, “12 ülkenin işgal altındaki Filistin topraklarını gasbeden İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklama kararının önemli bir adım.” ifadesini kullandı.
Iştiyye, Filistinlilerin 12 ülkenin attığı bu adımı temel alarak üzerine yeni adımlar inşa etmek istediğini belirterek, “Sadece İsrail yerleşim ürünleriyle değil yerleşim projesiyle ilgili her şeyi kapsayacak bir boykot” olması gerektiğini vurguladı.
Eski Filistin Başbakanı Iştiyye, “Yerleşim projesinin sahipleri kim? İsrail Devleti. Bu yüzden boykot ve yaptırımlar, yalnızca yerleşimcilere değil, yerleşim projesinin sahibi olan İsrail Devleti’ne yönelik olmalı.” dedi.
Halkların hükümetler üzerindeki etkisi
Iştiyye, uluslararası tutumda bir değişim yaşandığını ancak bunun büyük ölçüde Batı’daki halk baskısından kaynaklandığını belirtti.
Hükümetlerin İsrail’e karşı adımları Filistin halkının hatırına atmadığını vurgulayan İştiyye, kararın arkasındaki temel etkenin sokaktan gelen tepkiler olduğunu ifade etti.
Özellikle İngiltere’nin tutumundan övgüyle söz eden Iştiyye, İngiliz politikasındaki değişimin önemli bir gelişme olduğunu, Balfour Deklarasyonu’nun sahibi olan Londra’nın, “mükemmel ve cesur bir tutum sergilediğini” savundu.
Iştiyye, kararın ardından İsrail’in söz konusu ülkeler aleyhinde aldığı tedbirlerin, uluslararası baskının sürmesine engel olmayacağını aktararak, şunları söyledi:
“İsrail’in bu ülkelere karşı aldığı tedbirlerden geri adım atacağından eminiz. İsrail dünyanın geri kalanıyla bağlarını koparmaya devam edemez. Bugün İsrail, kendisini koruyanların, kendisini inşa edenlerin ve kendisini savunanların karşısında tecrit edilmiş halde. Artık Kanada’nın komşusu olan ABD adındaki devletten başka müttefiki kalmadı.”
İsrail’in ticari yaptırımlara tepkisi
İsrail’in ticari yaptırımlara yanıt olarak İngiltere’nin işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Filistin nezdindeki konsolosluğunu kapatma kararına da değinen Iştiyye, Tel Aviv’in bu adımlarının İngiltere’nin rolünü sürdürmesine engel olmayacağını; Filistin’in İngiliz Konsolosluğu için gerekli imkanları sağlamaya hazır olduğunu bildirdi.
Iştiyye, “İsrail, dünyadaki tüm ülkelerin büyükelçiliklerini kapatamaz. Şu an tüm dünya İsrail’e karşı.” diyerek, İngiltere’nin İsrail’e misliyle karşılık vereceği görüşünü ifade etti.
Batı Şeria’daki “sessiz ilhak süreci”
İşgal altındaki Batı Şeria’daki gelişmelere de değinen Iştiyye, İsrail’in Filistin topraklarında “sessiz bir ilhak süreci”ni uyguladığını belirtti.
Iştiyye, İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin gerçekleştirdiği saldırıların, artık Batı Şeria’nın belirli bir bölgesiyle sınırlı kalmadığını; tüm bölgeleri kapsayacak şekilde yayıldığını vurguladı.
İsrail’in her şeyi “bütün Filistin toprakları ve tüm Filistin halkının işgal altında olduğu” başlangıç noktasına getirdiğini kaydeden Iştiyye, İsrail’in yayılmacı politikasının sadece Batı Şeria ile de sınırlı kalmadığını, Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi ile Lübnan ve Suriye’nin güneyindeki bölgeleri işgale kadar uzandığını dile getirdi.
Iştiyye, yasa dışı yerleşim faaliyetlerindeki tırmanışın, Tel Aviv’in siyasetiyle bağlantılı olduğunu belirterek, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in liderlik ettiği koalisyonun seçim propagandasının bir parçası olduğunu söyledi.
12 ülkenin Batı Şeria kararı
Kanada, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya, İsveç ve İngiltere dışişleri bakanları, 8 Eylül’de yaptıkları ortak yazılı açıklamayla İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşimlerinden gelen mallara ticari kısıtlama getireceklerini duyurmuştu.
Açıklamada, İsrail’in Batı Şeria’daki eylemleriyle iki devletli çözümü baltalayan adımlar attığı vurgulanarak, durumun her geçen gün daha da kötü hale geldiği belirtilmişti.
Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin sebep olduğu şiddet olaylarına dikkat çekilen açıklamada, iki devletli çözüm fikrinin korunması gerektiği vurgulanmıştı.
İsrail, ticari yaptırımlara yanıt olarak İngiltere’nin işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Filistin nezdindeki konsolosluğunu kapatma kararı aldığını açıklamıştı.
Muhabir: Kays Ebu Semra























